Bir Yerde Yanlış Giden Bir Şeyler Var
Erkek kadını kadın da erkeği köleye indirgemiş durumda.
ve tabi ki her ikisi de kölelikten nefret ediyor,karşı geliyor.Devamlı kavga ediyorlar.
en ufak bahanede kavga başlıyor.Ama esas kavga derinlerde başka yerlerde.Aslında özgürlük istiyorlar.Bunu açıkça dile getirmiyorlar.Belkide tamamen unutmuşlar.
Adeta tek kanatla gökyüzünde uçmaya çalışır gibiyiz.Birkaçın da aşk kanadı var ve bir kaçın da özgürlüğün kanadı.İkisi de uçamıyor.Çünkü uçmak için her iki kanada da ihtiyaçları var.
Burada ki gerçeklik insanların bağlanma korkusundan özgürlük lafının arkasına sığınmalarında.Çünkü birini sevmek bağlılığa dönüşür fikri yerleşmiş durumda.Bu yüzden yaptığımız her şey yanlış oluyor.Farkındalığımız eksik.O yüzden yaptığımız her şey hüsranla sonuçlanıyor.İlk önce biz kendimizin farkına varıp sonra paylaşmalıyız.İşte bu paylaşımımız ancak sevgi ve aşk olacaktır.Ondan önce ne yaparsak yapalım bağlılığa dönüşecektir.ve işte o zaman kaçışımız başlar ama Asıl unutulan şey bu kaçış yalnızlığa doğru bir kaçış oluyor ve tamamen özgür olmak aslında yalnız kalmaktan başka bir şey değil. .Yalnız kalmayı göze alıyorsan işte o zaman özgür olabilirsin ama kimse o kadar da cesur değil.Herkesin birisine ihtiyacı var .Çünkü herkes kendi yalnızlığından korkuyor.kendinden sıkılıyor.Yalnız olduğunda her şey anlamsızlaşıyor.Birisiyle beraberken oyalanıyorsun ve çevrene sahte anlamlar yaratıyorsun.ve bu kısır döngüde Özgürlüğün aşk olduğunu unutuyorsun.
Günümüzde İnsanlar sevgisizlikten aşksızlıktan yakınıyorlar .Peki bu kadar dejenere bir toplum olmuşken değer yargılarımız bu kadar değişmişken bu normal değil mi?Kendi ailelerimizin gençlik yıllarında neden insanlar aşksızlıktan sevgisizlikten yakınmıyorlardı?Çünkü o zamanlar insanlar birbirlerini tanımak için çaba harcarlardı.O zamanlar el ele tutuşmanın birbirine sarılmanın bir anlamı vardı.büyük değerlerdi.Bir çay bahçesinde oturup sevgiliyle vakit geçirmek hem çok zordu hemde mutlulukların en güzeliydi.çünkü o zamanlar hiçbir şey kolay değildi.Eskiden yazılmış şarkılara bile baktığımızda aşkların sevgilerin ne kadar gerçek olduğunu anlamak çokta zor değil.Biz bu değerlerimizi kaybettik malesef ki.Çünkü her şeyi tüketiyoruz o kadar çabuk emeksiz elde ediyoruz ki her şeyi .Elde ettiğimiz her şeyden çabuk sıkılıp yeni arayışlara geçiyoruz.Eğer bir şeyi elde etmek için çabamız olsa bir emek versek onu kolay kolay kaybetmeyi göze alabilir miyiz?Kıyabilir miyiz kırabilir miyiz incitebilir miyiz?
Şimdiki aşklara baktığımda yavan sahte. Hangisi gerçek? Varsa da benim etrafımda yok. Uzun ilişkiler ya alışkanlıktan devam ediyor ya da insanlar yalnızlıklarını o kişilerle dolduruyorlar.Paylaşım yok.Nasıl olsun ki tek gecelik ilişkiler tavan yapmış aynı cinsten ilişkiler hızla artmaya devam ediyor ,kızlar zengin erkekleri kendilerine çekebilmek , güzel bir arabanın içinde olabilmek,iyi yerlerde eğlenebilmek , iyi yerlerde yemek yiyebilmek iyi bir yerde tatil yapabilmek bir şeyler aldırabilmek için kendi değerlerinden vazgeçiyorlar aslında kendilerine ihanet ediyorlar farkında değiller.İlişkiler hep tehlike altında erkek arkadaşının erkek arkadaşı sana ilgi duyabiliyor bunu açık açık sana gösterebilecek cesareti var ve bundan rahatsızlık duymuyor.Kızlar birbirleriyle yarış halinde onlar arasında dostluk diye bir şey söz konusu değil ne koparırsam kar diye bakıyor.Her şey anlık hiçbir şey kalıcı değil Kimse kimseyi merak etmiyor herkes herkesin ne yaptığını biliyor.Gizlilik diye bir şey kalmadı her şey gözler önünde yaşanıyor.Bunlarda dejenere olmamıza doyumsuz olmamıza etki ediyor.Hiçbir şeyden tatmin olamaz olduk .Her şeyin bir alternatifi var artık bir çaba olmasına gerek yok.Biri olmazsa diğeri mutlaka oluyor.Cinsellik bile kolay onun için bile çabaya gerek yok doyumsuzluğun bir sonucu olarak onda bile bir paylaşım gerekmiyor duygular olmadan da olabiliyor.İnsan zevklerine yenilebiliyor.Cinsellikte yanlış bir şey yok .Eğer onda takılı kalırsak hata bizde .Yukarı tırmanmak gerek.Üst katlar aşağıdaki katlara karşı değil.Yukarısının olması için aşağının varlığı gerekir.
Herkes özünden sapmış durumda.Hepimiz birer maskenin arkasında gizleniyoruz.Asıl varlığımızı reddediyoruz. Duygular sömürülmeye o kadar müsait ki kimse maskeleri indirmeye cesaret edemiyor.Çünkü hayatına aldığın her kişi senin özünden bir parça alıp götürüyor.Bu yüzden Maskeler indiğinde kırılmak daha kolay oluyor.Ama unutulan şey insanın özünün maskeli halinden daha sağlam olduğu.Ve eğer doğru kişileri hayatına alırsan kimse seni kıramaz.
Biz bu kadar tüketirken biz bu kadar doyumsuz ve dejenereyken aşktan sevgisizlikten yakınmamız çok normal.Her şey maddiyat maneviyattan bahseden yok. Bir ilişki isterken bile zengin olsun arabası olsun mevkisi olsun diyerek istiyoruz. Buradaki sınırlandırmalar bile maddiyattan başka bir şey değil.Biz her şeyimizi satabiliyoruz artık kendi öz benliğimizi bile.Geçtim duygularımızı geçtim aşkı geçtim sevgiyi.Bir yerlerde yanlış giden bir şeyler var.Çünkü farkındalığımız yok.En büyük ihanet insanın kendisine ihanetidir. Kendimize ihanet ederek aşktan sevgiden bahsedebilmemiz çok zor. Kendi özümüzü reddederek bir yerlere gelmemiz çok zor.
Böylece satılık kalpler şehrinde kanarız hepimiz bir aşk masalına. Ama ortada aşk yok...
